Hepimizin bildiği üzere yaklaşık iki aydır msgsü grafik bölümü'nde olağanüstü hal ilan edildi. Ardından bir darbe oldu ve çok ikircikli siyasal kaygılar güden sembolik bir workshop duvarı inşa edildi. Derken bölüm koridorunda injury isimli bir salgın hastalık baş gösterdi. Ortama güvensizlik ve korku hakimdi. Ve sonunda beklenen oldu, grafik çıkartması, güneşli bir mayıs sabahı gerçekleşti. Karalama olarak, bu hayasız öğrenci girişimini aşırı derecede kıskanmış bulunmakla beraber, bu ve bunun gibi öğrenci girişimlerinin hepsiyle dalga geçiyoruz, bu gibileri tepiyoruz, tekmeliyoruz ve üzerlerine tüküyoruz.
Sevgiler
20080524
GRAFİK ÇIKARTMASI
20080523
injury hastalığı ve tedavi yöntemleri

28 Mayıs 2008 Çarşamba / 10.30 - 13.30
Son yıllarda oldukça yagınlaşan injury hastalığı ve hastalığın tedavisi konusunda uzman Erkan Atay’ın Konuşmacı olduğu seminerde, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü jüri üyeleri ve grafik tasarım öğrencileride katılımcı olarak yer alacaklardır. Açılış konuşmasının ardından takip edilecek programın konu başlıkları şöyledir;
• Hastalığın Genel Tanımı ve Gelişim Süreci
• Hastalığın Belirtileri
• Bulaşma Şekilleri
• Hastalığın Evreleri
• Korunma Yöntemleri
• Tedavi Yöntemleri
• İlaç Tanıtımı
Konuşmanın ardından program, injury hastalığı
hakkında toplumun bilinçlendirilmesi ve injury hastalığı ile mücadele konuları üzerinde yapılacak açık oturum ile son bulacaktır.
20080408
Karalama Sayı F16

Selamlama!
Karalamadergi.blogspot.com'da teknik nedenlerden ötürü duyuru yapamadığımız için, duyuruları bir süreliğine arcibi'den ve mail yoluyla devam ettireceğiz.
Şimdi sadede gelelim:
İkinci karalama sayısının konusu (çok gizli bir toplantı sonucu) belirlendi!
Konu: Uçuş
Konuyu dilediğiniz şekilde, istediğiniz tarafından ele almakta kuşlar kadar özgürsünüz. Karalama yine afiş, illüstrasyon, tipografik çalışma, stencil, kolaj, resim, haiku, minyatür gibi basılabilir tüm çalışma kategorilerine açıktır.
Boyut: A5 (karşılıklı çift sayfa olabilir), baskı: siyah beyaz. İşlerinizi karalamadergi@gmail.com'a jpeg formatında "300 dpi" olarak yollamanız caizdir.
Yazılarınıza gelince; göndereceğiniz yazılar "uçuş" konusu kapsamında olmayabilir, ama dilerseniz de gayet olabilir. Her türlü makale, şiir, yaratıcı fikir ve öneriye açığız. Dergimize bu hususta şimdilik mutlak bir serbestlik, bir polyannalık hakim..
Son başvuru tarihi: 18 Nisan Cuma saat 20:55'dir ve Karalama cumartesileri baskıya girdiğinden dolayı bu saatten sonra gönderilen çalışmalar kabul edilmeyebilir.
Dergiye en fazla üç işle katılabilirsiniz. Sergi için de ilerleyen zamanlarda buradan yapacağımız duyuruyu merakla ya da son derece cool bi tavırla bekleyebilirsiniz.
Karalama herkese iyi uçuşlar diler...
20080404
karalama online!
karalamadergi.blogspot.com
dergiyle ilgili her türlü bilgi, yanında sıkça sorulan sorular bedava! üstelik şimdi tıklayana geleneksel karalama sergileriyle ilgili çarpıcı açıklamalar, sadece burada!
20071114
turnikeman

geçmiş grafist10 Henning Wagenbreth workshopundan bir enstantane. Başka kimler katılmıştı bu atölye çalışmasına hmm hmm?
20071112
İstanbul - Edmonton - İstanbul

Ayşegül İzer'in yakın zamanda yapmış olduğu kolajlardan oluşan, Italo Calvino’nun, “Görünmez Kentler” isimli eserinden esinlenerek ortaya çıkardığı çalışmaları ve Emre Senan’ın otuz yıllık toplantı karakterleri ve yaratıkları, (yanılmıyorsam grafist8 sergi kapsamında da Osman Hamdi çevresini mesken tutan yaratıklar bunlar) sınırlı sayıda serigrafi baskılar olarak, 17 Kasım 2007 tarihine kadar Kare Sanat Galerisi’ndelermiş.
Geçen yıl İstanbul'dan sonra Kanada’nın Edmonton kenti, Alberta Üniversitesi, FAB Sanat Galerisi’nde yer alan “İstanbul – Edmonton – İstanbul” isimli sergi, İstanbul'a kesin dönüş yapmış. Hala hal hatır sormamış olan varsa yarısı üzümlü yarısı karamelli tekerlek kek yapıp hoşgelmişe gidebilir.
Kare Sanat Galerisi
Abdi İpekçi Cad. No: 26/9 Nişantaşı
not: Italo Calvino demişken, tipografi dersinde tipografik (tabii ki) Palomar illüstrasyonları yapmıştık evet evet. Onları arşivden çıkartma zamanı gelmiş olabilir... Başka Palomar'cı varsa, bu tarafa alalım lütfen. Ne garip adamdı Palomar hatırladım da şimdi. Kumsalda, göğüsler, sevişen kaplumbağalar... nostalji oldum.
20071104
bay panik

kendileri fındıklı sakinlerindendir. her öğlen saatinde rıhtımda karşılaşıyoruz. yine soruyorum "bay panik! nedir bu panik?". cevap vermiyor hiç. bir sigara daha yakıyor. sonra gözlerini devirip, bir "of" lanıyor. paniği geçer diye panikliyor. sonra kahvem bitiyor. bay panik'i orda bırakıp; bilgisayar odası açık mıdır? paniğiyle çıkıyorum kadrajdan. fazla sigarası olan?